HOCAM ELİMDEN TUTTU VE…
Kuleli'yi bitirip Fen Fakültesinde tahsil görürken, uzak bir akrabamın Bankalar Caddesindeki eczanesinde çalışıyordum. İkindiyi kılıp mesaiye geliyor, geceleri de orada kalıyor, nöbet tutuyordum.
Bir gün akrabam beni çağırdı ve dedi ki, “İkindi üzeri yoğun oluyoruz. İş aksıyor. Ya namazı, ya da eczaneyi terk et.”
“Yahu namazın farzı, en çok dört dakika” dediysem de, “Olmaz” dedi. “Peki, tercihimi yapıyorum: Namaz!” dedim ve eczaneden çıktım.
Hocam Hüseyin Hilmi Efendiye gidip olayı anlattım. Çok üzüldüler ve dediler ki, “Yarın saat on ikide Yeni Caminin önünde buluşalım ve size iş arayalım.”
Ertesi gün Hocamla buluştuk.
“Kemal Atabay'a gidelim” dediler. Kimya Fakültesinden sınıf arkadaşı veya asistan idi…
Sirkeci'nin bir arka sokağına girdik. Orada Şark Ecza Deposu vardı. Hocamla ellerinde çantası, merdivenlerden çıktık. Kemal Atabay da ortağı Derman Bey ile toplantıdaymış. Hocamı görünce, “Ooo Hilmi Bey nerelerdesiniz?” diye sarıldı. Hocam da, “Bu benim oğlumdur. Kendisine iş arıyoruz” dediler.
“İlaçtan anlar mı?”
“Zaten eczanede çalışıyordu.”
“Siz bizim gazete ilanımızı mı okudunuz?”
Meğer gazeteye o gün ilan vermişler.
“İlândan haberimiz yok.”
Sonra Kemal Bey bana “Şöyle geçin” diyerek, birkaç şey yazdırdı ve “Tam aradığım elemansın. Ben bunu aldım” dedi.
Hocam, “Efendim kaç para vereceksiniz?” diye sordular.
Kemal Bey, “250 lira” dedi.
Sen misin namaz için işi terk eden; al sana hem iş, hem de iki misli maaş!
O sene (1956) Sigorta Kanunu da çıktı, beni sigortalı yaptılar. Bu sebeple 38 yaşında emekli oldum.
Ya efendim, Hocama sorduk, bu nimete kavuştuk.
Biz nerelerde, ne zorluklarla namaz kıldık. Mesela bir gün bir kazan dairesinde namaz kılmıştım. Baktım herkes bana bakıp gülüyor. Aynaya baktım ki, alnım isten kapkara olmuş. Namaz için çok sıkıntı çektiğimden, her iş yerinde insanlar rahat namaz kılsın diye mescit yaptırıyoruz.
ENVER ABİMİZİN VİDEO ADRESİ




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder